Uzay Çağında Sanat Eserlerinin Durumu
Son günlerde yeni medya sanatının daha anlaşılır ve ilgi görür hale geldiğini deneyimliyoruz. Bunun en bariz örneği Refik Anadol'un çalışmalarının yeterli ilgiyi görmesi ve The Sphere'de sergilenerek elde ettiği pazarlama başarısı. Sanat eleştirmeni Jerry Saltz, Refik Anadol'un çalışmalarını beğenmediğini ve çalışmaların müzik olmadan sadece bir ekran koruyucu(!) olmaktan öteye gidemeyeceğini ima etmişti. Kendi görüşlerime geçmeden önce, konuyla ilgili bir referans noktası bulmak adına, henüz belirsiz çerçeveleri olan yeni medya sanatı dünyasını daha iyi anlamamızı sağlayan önemli bir kitaptan da bahsetmem gerekiyordu. Bu yüzden yazıma Walter Benjamin'in "Teknik Olarak Yeniden Üretilebilirlik Çağında Sanat Eseri" kitabının isminden esinlenerek bir isim vermek istedim.
Öncelikle dadaistlerden ve Andy Warhol'dan bu yana sanatın biçimselliği yeterince tartışılmıştır ve artık sanat nesnesine yüklenen anlamın nesnenin kendisinden ve bulunduğu yerden de farklı anlamlara gelebildiğini biliyoruz. Benim sanat anlayışıma göre ise, her ne kadar müzede sergilenen bir pisuvarın sanat ürünü olup olmadığı yine tartışılabilir bir konu olsa da, popüler kültür kaygısıyla üretilmiş bir sanat ürünündense, l'art pour l'art (fr. sanat için sanat) deyimi bana her zaman daha yeğ gelmiştir.
Walter Benjamin, sanat eserlerinin alımlanmasında iki zıt kutubun olduğunu söyler. Bunlardan biri sanat eserinin tapınma etkisidir (bu dinsel ya da hatıralarla ilgili bir imgelemle sağlanıyor olabilir), diğeri ise sergi değeridir. Üzerinde konuştuğumuz konu ile ilgili bizi ilgilendiren kısım ise sergi değeridir. İnsanların günlük yaşamda bile kendilerini görsel ifade ettiği, tüm bilgi akışının görsel tasarılardan sağlandığı günümüzde, elbetteki yapay zekaların ürettiği muhteşem görseller sergi değerine sahiptir. Bunu en iyi immersive (sürükleyici) sanat sergilerinden anlayabiliriz.
Yine Benjamin'e göre sanat eserlerinin özgünlüğünü ifade eden "aura" kavramı, sanat nesnesinin üretilme biçimi ve sergilendiği mekanla ilintilidir. Benjamin'e göre içinde bulunduğumuz postmodern süreçte sanat eserlerinin artık aurası kaybolmuştur. Aslında burada söz edilen aura kelimesine yüklenen anlam, belki belirli bir dönem için anlamlı olsa da, yaşadığımız dönemde sanat eserlerinin mekanlardan bağımsız olması, hatta mekanları dönüştürme güçleri düşünüldüğünde, anlam genişlemesi yaşamak zorundadır. Kaldı ki, bu sanat formlarında sanatı üretilme biçimi her ne kadar bilgisayarla ilişkili olsa da, düşünsel tasarısı büyük ölçüde sanatçıya aittir. Çağdaş sanatı büyük ölçüde çağdaş kılan şey zaten bilim ve teknolojiyle olan ilişkisidir. İçinde bulunduğumuz dönemde artık sadece klasik medyumlarda üretilen şeyler gerçekliğimizi karşılayamaz.
Bu anlamda, yapılan bu eleştiriyi çok da anlamlı bulmadığımı söylemeliyim. Sanatı konservatif bir şekilde koruduğumuz kadar, içinde bulunduğumuz çağın da gerisinde bir perspektiften değerlendirmememiz gerekir. Çağdaş sanatın bilim ve teknolojiye merakına en iyi örneklerden biri de, Ryoji Ikeda'nın CERN'deki deneylere atıf yapan "Supersymmetry" isimli çalışmasıdır.
